Anonim Şirketlere Ticari Temsilci ve Sınırlı Yetkili Ticari Vekil Atanması

Anonim ortaklıkta yönetim kurulunun şirketi temsil etmek üzere, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 368. maddesi uyarınca ticari temsilci ve ticari vekil, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 371(7). maddesine göre sınırlı yetkili ticari vekil ve tacir yardımcısı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 40. maddesi ve devamı hükümlerine göre temsilci ataması mümkündür.

Ticari temsilci, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile işletmeyi temsil etmek üzere, işletme sahibi tarafından açıkça ya da örtülü olarak yetki verilen kişidir[1]. Ticari temsilci, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkilidir. Ancak, açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz[2]. Ticari temsilcinin temsil yetkisi, şube işleriyle ya da birlikte temsil kuralıyla sınırlandırılabilir. Bu sınırlamalar, ticaret siciline tescil edilmedikçe, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı hüküm doğurmaz. Temsil yetkisine ilişkin diğer sınırlamalar ise, tescil edilmiş olsalar bile, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez[3].

Ticari vekil ise, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için bir ticari işletme sahibinin yetkilendirdiği kişidir. Söz konusu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez[4]. Ticari vekillerin ticaret siciline tescili düzenlenmemiştir. Bu nedenle, temsil yetkisine ilişki sınırlandırmalar bakımından sicilin olumlu fonksiyonundan yararlanamaz[5].

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre anonim ortaklığa ticari temsilci ve ticari vekil yönetim kurulu tarafından atanır ve görevden alınır[6]. Bu atamanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 367(1) hükmünde öngörülen şekli şartlara uygun olarak yapılması gerekir. Ticari temsilci ve ticari vekil atanmasının yönetim kurulunun vazgeçilemez ve devredilemez yetkileri arasında olup olmadığı hususu ise tartışmalıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 375(1)(d) bendi uyarınca, bu yetkinin münhasıran yönetim kurulunda olduğu ileri sürülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 368. maddesinin gerekçesinde ticari temsilci veya ticari vekilin tayin edilmesi yetkisinin münhasıran yönetim kuruluna verildiği yer almaktadır. Bu doğrultuda, ticari temsilci atanması işleminin ticaret siciline de tescili göz önüne alındığında yalnızca ticari temsilci atanması bakımından yönetim kurulunun münhasıran yetkili olduğu kabul edilmelidir. Ticaret siciline tescili gerekmeyen ticari vekiller açısından ise özellikle büyük şirketlerin işleyişi açısından alt kademelerde bulunan yönetime bırakılabilmesi, ticari hayatın olağan akışına uygun düşmektedir.

Ticari temsilcilerin atanması halinde yönetim kurulu tarafından sicile tescili gerekir. Belirtmek gerekir ki, ticari temsilciye yönetim yetkisi verilmiş olsa dahi organ sıfatını kazanması mümkün değildir. Çünkü ticari temsilci, yönetim kurulunun emir ve talimatı altında görev yapar[7]. Bu doğrultuda ticari temsilcilerin, ticari vekillerin ve diğer tacir yardımcılarının yetkileri, işletme sahibi tarafından, aralarındaki hizmet, vekâlet, ortaklık ve benzeri sözleşmelerden doğan hakları saklı kalmak koşuluyla, her zaman geri alınabilir.

Anonim ortaklıkta temsil yetkisinin şube işleriyle ve birlikte temsil kuralı çerçevesinde sınırlandırılabileceği kanunda düzenlenmektedir. Söz konusu haller dışında temsil yetkisine getirilen sınırlandırmalar, tescil edilmiş dahi olsa iyiniyetli üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez[8]. Ancak bu duruma 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 371(7) fıkrasında yapılan düzenleme ile istisna getirilmiştir. Hükme göre yönetim kurulu, temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyelerini veya şirkete hizmet akdi ile bağlı olanları, sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atayabilir. Bu şekilde atanacak olanların görev ve yetkileri iç yönergede belirlenir ve bu durumda iç yönergenin tescil ve ilanı zorunludur. Ayrıca, yetkilendirilen ticari vekil veya diğer tacir yardımcılarının da ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi gerekir. İç yönerge ile ticari vekil ve diğer tacir yardımcıları atanamaz[9].

Bu hüküm ile ticari vekillerin de sicile tescili[10] ve sınırlı yetkili ticari vekilin temsil yetkisine getirilecek konu, miktar gibi sınırlamaların ticaret siciline tescili mümkün kılınmış, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hale gelmiştir. Bu kişilerin, şirkete ve üçüncü kişilere verecekleri her türlü zarardan dolayı yönetim kurulu müteselsilen sorumludur. Temsil yetkisi, yönetim kurulu tarafından hazırlanan iç yönergede belirlenen şekilde sınırlanır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 367. maddesinde göre tescil ve ilan edilemeyen iç yönergenin, bu hüküm gereği sınırlı ticari vekil atanması halinde tescilinin ve ilanının zorunlu olması çelişki yaratmaktadır[11]. Ayrıca, bu düzenleme ile temsil yetkisine ilişkin olarak şube işleri ve birlikte imza kuralı ticaret siciline tescil edilebilirken, bu sınırlamalar dışında, konu, miktar gibi hususlarda sınırlandırılan ticari vekilin temsil yetkisinin ticaret siciline tescil ve ilan edilebilmesi mümkün hale getirilmiştir[12].


[1]   TBK m. 547

[2]   TBK m. 548

[3]   TBK m. 549

[4]   TBK m. 551

[5]   Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2014, s. 254.

[6]   TTK m. 368

[7]   Yönetim kurulunun emir ve talimatı altında bulunmayan murahhaslar organ olarak kabul edilir ve yaptıkları iş ve işlemlerden dolayı sorumluluk kendilerine aittir.

[8]   Poroy, Reha / Tekinalp, Ünal / Çamoğlu, Ersin: Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2014, s. 351.

[9]   TTK m. 371(7)

[10] Hâlbuki TBK’da ticari vekillerin ve temsil yetkilerinin sınırlandırılmasının tescili düzenlenmemiştir.

[11] Kırca, İsmail: “TTK M. 371.7 Hakkında Bir İnceleme: AB’ye Üyelik Yolunda Geri Adım”, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, Eylül 2014, C. XXX, S. 3, s. 29.

[12] Pulaşlı, Hasan: Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Ankara 2016, s. 463.


Bu sitede paylaşılan bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlı olup, Türkiye Cumhuriyeti Barolar Birliği’nin ilgili düzenlemeleri uyarınca reklam, teklif, hukuki öneri veya danışmanlık teşkil etmez. Bu sitede paylaşılan bilgiler, büronun logosu ve sair veriler BURUCUOĞLU Avukatlık Bürosu’na ait olup, büronun yazılı izni olmaksızın kullananlar hakkında yasal işlem yapılır. Bu siteyi ziyaret etmekle, yukarıdaki şartları kabul etmiş sayılırsınız.

error: