Deniz Yoluyla Yolcu Taşımada Ölüm veya Yaralanma Halinde Taşıyanın Sorumluluğu

Deniz Yoluyla Yolcu Taşımada Ölüm veya Yaralanma Halinde Taşıyanın Sorumluluğu

Deniz Hukuku · TTK m. 1247–1271

Deniz yoluyla yolcu taşımada taşıyanın yolcunun ölümünden ve yaralanmasından doğan sorumluluğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1247 ilâ 1271 inci maddelerinde düzenlenmiştir.

Bu hükümler, yolcuların ve bagajlarının deniz yoluyla taşınmasına ilişkin 1974 tarihli Atina Sözleşmesi’ni değiştiren 2002 Protokolü esas alınarak kaleme alınmış olup, Protokol 16 Eylül 2022 tarihinde Türkiye bakımından yürürlüğe girmiştir.[1]

Düzenlemenin uygulamadaki asıl belirleyici unsuru, sorumluluk sınırlarının tutarı değil, zararın bir gemi kazasından doğup doğmadığıdır. Bu ayrım, ispat yükünün hangi tarafta olacağını tayin eder ve çoğu uyuşmazlığın sonucunu fiilen bu tayin belirler.

Uygulanacak hukuk

Türkiye, 2002 Protokolü’nü 6990 sayılı Kanun ve 1580 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylamış ve Protokol 16 Eylül 2022 tarihinde Türkiye bakımından yürürlüğe girmiştir. Türkiye, mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin 11 inci maddenin yalnızca tanıdığı ve diplomatik ilişki içinde bulunduğu devletler bakımından uygulanacağı yönünde çekince beyan etmiştir.[2]

Türk Ticaret Kanunu hükümleri ile Sözleşme hükümlerinin birlikte varlığı, aşağıda zamanaşımı başlığı altında ele alınan bir gerilim doğurmaktadır. Bir taşımanın Sözleşme’nin milletlerarası uygulama alanına girip girmediği, uygulanacak rejimi tayin eder ve her olayın kendi verileri üzerinden değerlendirilmesi gerekir.

İki ayrı sorumluluk rejimi

TTK m. 1256, ölüm ve yaralanma bakımından birbirinden ayrı iki rejim öngörmekte ve ispat yükünü her birinde farklı biçimde dağıtmaktadır.

Gemi kazası

250.000 ÖÇH’ye kadar kusur aranmaksızın sorumluluk

Taşıyan, ancak sınırlı sayıdaki üç kurtuluş sebebinden birini ispatlayarak kurtulabilir. 250.000 ÖÇH’yi aşan kısımda ise kusursuzluğunu ispat etmedikçe sorumludur.

Üst sınır: olay başına yolcu başına 400.000 ÖÇH.

İspat yükü: taşıyan

Gemi kazası dışındaki hâller

Yalnızca taşıyanın kusuru hâlinde sorumluluk

Davacı, taşıyanın kusurunu ispatla yükümlüdür. Yolcu lehine bir karine ve ispat yükünün yer değiştirmesi söz konusu değildir.

Üst sınır: olay başına yolcu başına 400.000 ÖÇH.

İspat yükü: davacı

TTK m. 1256/5-a uyarınca gemi kazası; geminin enkaz hâline gelmesini, alabora olmasını, karaya oturmasını, çatmayı, gemideki infilâkı, yangını ve arızayı ifade eder.

Bu sayımın son unsuru olan “gemideki arıza”, m. 1256/5-c’de geniş biçimde tanımlanmıştır: yolcuların gemiyi terkinde, tahliyesinde, gemiye binmelerinde ve inmelerinde; geminin yürütülmesinde, dümen tutulmasında, güvenli seyrüseferinde, yanaşmasında, demirlemesinde, rıhtıma ve demirleme yerine varmasında veya buradan ayrılmasında; gemiye su yürümesi hâlinde zararın kontrolünde; can kurtarma araçlarının suya indirilmesinde kullanılan gemi kısımlarının veya teçhizatının hiç yahut gereği gibi çalışmaması ya da denizde güvenlik kurallarına uygun olmaması.

Buradan çıkan sonuç dikkate değerdir: tahliye düzeneğindeki veya can kurtarma teçhizatındaki bir aksaklık, yalnızca kusura delil teşkil etmekle kalmaz; olayı gemi kazası hâline getirerek ispat yükünü taşıyanın üzerine geçirir.

Yolcunun ölümü ve yaralanmasında ispat yükünün dağılımıAkış şeması. Zarar bir gemi kazasından doğmuşsa ispat yükü her iki dilimde de taşıyandadır: 250.000 ÖÇH’ye kadar taşıyan sınırlı sayıdaki üç kurtuluş sebebinden birini, 250.000 ile 400.000 ÖÇH arasında ise kusursuzluğunu ispatlamalıdır. Zarar gemi kazasından doğmamışsa davacı taşıyanın kusurunu ispatla yükümlüdür; üst sınır yine 400.000 ÖÇH’dir. TTK m. 1267 uyarınca kast veya bilinçli pervasızlık hâlinde bütün sınırlar ortadan kalkar.İspat Yükü Kimde? — TTK m. 1256, 1262 ve 1267Yolcunun ölümü veya yaralanmasıDavacı her hâlde ispatlar: kazanın taşıma sırasında meydana geldiğini ve zararın kapsamını — m. 1256/7Zarar bir GEMİ KAZASINDAN mı doğdu?enkaz hâline gelme · alabora olma · karaya oturma · çatma · infilâk · yangın · gemideki arıza — m. 1256/5-a“gemideki arıza”, tahliye ve can kurtarma teçhizatının çalışmamasını da kapsar — m. 1256/5-cEVETHAYIR1. DİLİM — 250.000 ÖÇH’ye kadarKusur aranmaksızın sorumlulukTAŞIYAN, ancak kazanın şu üç sebepten birindendoğduğunu ispatlarsa sorumluluktan kurtulur:· savaş, terör, iç savaş veya isyan· istisnai nitelikte, kaçınılamaz veengellenemez bir doğa olayı· üçüncü kişinin tamamen kasten fiiliİSPAT YÜKÜ: TAŞIYAN2. DİLİM — 250.000 – 400.000 ÖÇHKusursuzluğunu ispat etmedikçe sorumluKusur, kaptanın ve gemi adamlarının görevlerisırasındaki kusurunu da kapsar — m. 1256/5-bİSPAT YÜKÜ: TAŞIYANGEMİ KAZASI DIŞINDAKİ HÂLLERYalnızca taşıyanın kusuru hâlinde sorumlulukDAVACI, taşıyanın kusurunu ispatlayükümlüdür. Yolcu lehine bir karine veispat yükünün yer değiştirmesi yoktur.Tipik örnekler: gemide düşme, tıbbirahatsızlık, başka bir yolcunun saldırısı— hiçbiri enkaz, alabora, çatma, yangınveya gemideki arıza içermez.Üst sınır: 400.000 ÖÇH — m. 1262İSPAT YÜKÜ: DAVACIM. 1267 — SORUMLULUĞU SINIRLANDIRMA HAKKININ KAYBIZarara, böyle bir zarara sebep olmak kastıyla veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydanagelmesi ihtimalinin bilinci ile işlenmiş bir fiil veya ihmalin sebebiyet verdiği ispat edilirse,yukarıdaki bütün sınırlar ortadan kalkar.Olağan ihmal — hatta ağır ihmal — bu ölçütü karşılamaz.Faiz ve yargılama giderleri sınırlara dâhil değildir (m. 1264/2); daha yüksek sınırlar yazılı olarak kararlaştırılabilir (m. 1264/1).Taşıyan ile fiilî taşıyanın sorumlulukları, birlikte sorumlu oldukları ölçüde müteselsildir (m. 1257/4).ÖÇH = Özel Çekme Hakkı (IMF hesap birimi). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu.
Türk Ticaret Kanunu uyarınca yolcunun ölümü ve yaralanmasından doğan istemlerde ispat yükünün dağılımı.

Taşıyanın kurtuluş sebepleri

250.000 ÖÇH’lik ilk dilim bakımından taşıyan, ancak kazanın aşağıdaki sebeplerden kaynaklandığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir. TTK m. 1256/1

  • Savaş, terör, iç savaş veya isyan.
  • İstisnai nitelikte, kaçınılamaz ve engellenmesi mümkün olmayan bir doğa olayı.
  • Tamamıyla bir üçüncü kişinin kazayı meydana getirmek kastıyla gerçekleştirdiği fiil veya ihmali.

Eşik bilinçli olarak yüksek tutulmuştur. Olağan olumsuz hava koşulları “istisnai nitelikte, kaçınılamaz ve engellenmesi mümkün olmayan” bir doğa olayı sayılmaz. Üçüncü kişinin ihmali de yeterli değildir; fiilin kasten işlenmiş olması aranır.

250.000 ile 400.000 ÖÇH arasındaki dilimde taşıyan, kusurlu olmadığını ispat etmedikçe sorumludur. Taşıyanın kusuru, adamlarının görevlerini yerine getirdikleri sırada işledikleri kusuru da kapsar; dolayısıyla kaptan ve gemi adamlarının davranışı taşıyana izafe edilir. TTK m. 1256/5-b

Davacı üzerinde her hâlde kalan bir ispat yükü mevcuttur: zararı doğuran kazanın taşıma sırasında meydana geldiğini ve zararın kapsamını ispat. Taşıma süresi, yolcu bakımından kural olarak yolcu salonunda, rıhtımda, iskelede veya diğer liman tesislerinde geçirilen süreyi kapsamaz. Buna karşılık, ücretinin taşıma ücreti kapsamında olması ya da kullanılan aracın taşıyan tarafından yolcunun emrine verilmiş bulunması şartıyla, karadan gemiye veya gemiden karaya yapılan su üzerindeki ek taşıma süresi kapsama dâhildir. TTK m. 1256/7, m. 1258

Sorumluluğu sınırlandırma hakkının kaybı

TTK m. 1267 uyarınca, zarara böyle bir zarara sebep olmak kastıyla veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinci ile işlenmiş bir fiil veya ihmalin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyan, sorumluluk sınırlarından yararlanamaz. Aynı ölçüt, taşıyanın ve fiilî taşıyanın adamları bakımından da geçerlidir.

Milletlerarası taşıma hukukunun yerleşik formülü olan bu ölçüt ağırdır. Olağan ihmal — hatta ağır ihmal — tek başına yeterli değildir; aranan, muhtemel sonucun bilinçli biçimde öngörülmesidir. Ölçütün gerçekleştiği hâllerde tazminat sınırsız hâle gelir ve hesaplama genel hükümlere döner.

Kolayca gözden kaçan iki nokta daha vardır. Faiz alacakları ve yargılama giderleri sorumluluk sınırlarına dâhil değildir; sınır, hükmedilecek asıl tazminata ilişkindir. Taşıyan ile yolcu, kanunda öngörülenden daha yüksek sınırları açıkça ve yazılı olarak kararlaştırabilir; yasaklanan, sınırların indirilmesidir. TTK m. 1264, m. 1271

Zorunlu sigorta

Onikiden fazla yolcu taşımak için ruhsat almış bir gemi ile yolcu taşındığı takdirde, taşımanın tamamını veya bir kısmını üstlenen yahut gerçekleştiren bütün taşıyanlar, yolcuların ölümünden veya yaralanmalarından doğabilecek sorumluluklarına karşı sigorta yaptırmakla yükümlüdür. Asgari sigorta bedeli, 4/7/2024 tarihli ve 7519 sayılı Kanun’la değiştirilmiştir.[3]

Uluslararası sefer ruhsatı olan gemiler250.000 ÖÇHyolcu başına, her kaza için
Uluslararası sefer ruhsatı olmayan gemiler100.000 ÖÇHyolcu başına, her kaza için

Bu şartları yerine getirmeyen geminin yola çıkmasına izin verilmez. Sigorta durumunun ve geminin ruhsat kategorisinin erken tespiti, tazminatın fiilen tahsil edilebilirliği bakımından belirleyicidir. TTK m. 1259

Zamanaşımı

Yolcunun ölümü ve bedensel zararı10 yılistemin doğumundan
Bagajın zıyaı veya hasarı2 yılgemiden inişten
Sözleşmeden doğan diğer alacaklar2 yılmuacceliyetten

Süreler, istem doğduktan sonra taşıyanın yazılı beyanı veya tarafların yazılı anlaşmasıyla uzatılabilir. TTK m. 1270

On yıllık süre güvenli bir varsayım değildir. 2002 Atina Sözleşmesi’nin 16 ncı maddesi iki yıllık bir süre öngörmekte ve — asıl önemlisi — gemiden inme yahut inilmesi gereken tarihten itibaren işleyen üç yıllık mutlak bir azami süre koymaktadır; bu sürenin dolmasından sonra hiçbir istem ileri sürülemez.

Protokol’ün 16 Eylül 2022 tarihinde yürürlüğe girmesinden bu yana iki düzenleme bir arada bulunmaktadır. Milletlerarası nitelikteki bir taşımadan doğan istemde hangi sürenin uygulanacağı, varsayımla değil her olayın kendi verileri üzerinden çözülmesi gereken bir sorundur. Tereddüt hâlinde kısa sürenin esas alınması ve istemin iki yıl dolmadan ileri sürülmesi isabetli olacaktır.

Emredici hükümler ve geçersiz şartlar

Ölüm veya yaralanma sonucunu doğuran olaydan yahut bagajın zıyaa veya hasara uğramasından önce yapılmış sözleşmelerde yer alan ve sorumluluğu kaldıran, sorumluluk sınırlarını indiren yahut taşıyana düşen ispat yükünün yerini değiştiren her şart hükümsüzdür. Şartın hükümsüzlüğü taşıma sözleşmesinin geçersizliği sonucunu doğurmaz.

Hüküm daha ileri gitmektedir: tazminat istemi doğmadan önce yapılan yetki ve tahkim sözleşmeleri geçerli değildir. Bilet üzerinde yer alan ve satın alma anında kabul edilmiş sayılan yetki yahut tahkim kaydı, bu hüküm karşısında yolcuyu bağlamaz. İstem doğduktan sonra yapılan anlaşmalar ise farklı bir değerlendirmeye tabidir. TTK m. 1271

Taşıyan ve fiilî taşıyan

01

Taşıyanın tespiti

Taşıma sözleşmesini yapan veya sözleşme adına ve hesabına yapılan kişidir; çoğu kez gemiyi hiç işletmeyen bir bilet satış yahut tur kuruluşudur. TTK m. 1248

02

Fiilî taşıyanın tespiti

Taşıyandan farklı olarak, geminin maliki, kiracısı veya işleteni sıfatıyla taşımanın tamamını yahut bir kısmını fiilen gerçekleştiren kişidir.

03

Sorumluluğun müteselsil niteliği

Taşımanın bir fiilî taşıyana bırakılmış olması hâlinde dahi taşıyan taşımanın tamamından sorumlu kalmaya devam eder ve fiilî taşıyanın kusurundan sorumludur. Birlikte sorumlu oldukları takdirde ve ölçüde sorumlulukları müteselsildir; istem sahibi alacağın tamamı için ikisinden birine başvurabilir. TTK m. 1257

04

Adamların savunmaları

Aleyhlerine dava açılan adamlar, zararın görevlerini yerine getirdikleri sırada meydana geldiğini ispatlamak şartıyla taşıyana tanınan savunma imkânlarından ve sorumluluk sınırlarından yararlanır. Alınacak tazminatların toplamı, bu kişilerden herhangi birinin mahkûm edilebileceği en yüksek tutarı aşamaz. TTK m. 1265–1266

Husumetin baştan doğru yöneltilmesi önem taşır; yanlış kişiye yöneltilen bir istem düzeltilirken zamanaşımı süresi işlemeye devam eder.

Bagaj ve araçlar

Kabin bagajı2.250 ÖÇHyolcu başına, her taşıma için
Araçlar ve içinde taşınan bagaj12.700 ÖÇHaraç başına, her taşıma için
Diğer bagaj3.375 ÖÇHyolcu başına, her taşıma için

Taraflar, araç için 330 ÖÇH’yi, diğer bagaj için yolcu başına 149 ÖÇH’yi aşmayan bir muafiyet kararlaştırabilir. Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, mücevher, sanat eseri, süs eşyası ve diğer değerli eşya ise, saklanmak üzere taşıyana verilmiş olmadıkça taşıyanın sorumluluğu dışındadır. TTK m. 1260, m. 1263

Sıkça sorulan sorular

Özel Çekme Hakkı nedir?

Uluslararası Para Fonu tarafından belirlenen ve başlıca para birimlerinden oluşan bir sepete dayanan hesap birimidir. Değeri günlük olarak değiştiğinden, ÖÇH cinsinden ifade edilen sınırlar ilgili tarihteki kur üzerinden çevrilir.[4]

Yabancı bir yolcu Türk mahkemelerinde dava açabilir mi?

Vatandaşlık, dava açma ehliyeti bakımından bir sınırlama getirmez. Yurt dışındaki bir davacının vekâletnameyi Türk konsolosluğunda düzenlettirmesi veya yerel noter önünde düzenleyip apostil ve yeminli tercüme ile birlikte sunması gerekir.

Bilette yer alan yabancı tahkim kaydı yolcuyu bağlar mı?

TTK m. 1271/2 uyarınca tazminat istemi doğmadan önce yapılan yetki ve tahkim sözleşmeleri geçerli değildir. İstem doğduktan sonra varılan anlaşma ayrı bir değerlendirmeye tabidir.

Cezalandırıcı tazminat talep edilebilir mi?

TTK m. 1256/5-d, bu Bölümün uygulanmasında “zarar” kavramının cezalandırıcı veya caydırıcı nitelikteki tazminatı kapsamadığını açıkça belirtmektedir.

Türk karasuları dışında meydana gelen bir kazada bu hükümler uygulanır mı?

Kendiliğinden uygulanmaz. Uygulanacak hukuk; geminin bayrağına, sefer güzergâhına, taşıma sözleşmesinin kurulduğu yere ve devreye giren kanunlar ihtilafı kurallarına göre belirlenir. Türk hukuku, Türk karasuları dışında gerçekleşen bir olay bakımından varsayılan çözüm değildir.

Hava yastıklı araçlarla yapılan taşımalar kapsama dâhil midir?

Hayır. TTK m. 1247/3, hava yastıklı araçlar ile yapılan yolcu taşımasını bu Bölüm hükümlerinin dışında bırakmıştır.

Büro hakkında ayrıntılı bilgi →

Kaynaklar

  1. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 1247–1271. Resmî metin: mevzuat.gov.tr. Erişim: 30 Ağustos 2026.
  2. Yolcuların ve Bagajlarının Deniz Yoluyla Taşınmasına İlişkin 1974 Tarihli Atina Sözleşmesi’ne Ait 2002 Protokolü. 6990 sayılı Kanun (RG 3.4.2017, S. 30027) ve 1580 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (RG 19.9.2019, S. 30893 mükerrer) ile onaylanmıştır. Protokol Türkiye bakımından 16 Eylül 2022’de yürürlüğe girmiştir.
  3. TTK m. 1259, 4/7/2024 tarihli ve 7519 sayılı Kanun’un 20 nci maddesiyle değişik.
  4. Uluslararası Para Fonu, SDR Valuation.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Yalnızca Türk hukukuna ilişkindir ve başka hiçbir ülke hukuku hakkında görüş içermez. Avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Türk mevzuatı ve idari uygulama sık değişmektedir; burada anlatılan durum 30 Ağustos 2026 itibarıyladır.

Son gözden geçirme: 30 Ağustos 2026